Issium Kalesi - Beymelek Kalesi
İSİON – BEYMELEK KALESİ
ARKEOLOJİ RAPORU
Prof. Dr. Nevzat Çevik – Öğr. Gör. Süleyman Bulut
İsion ile ilgili temel literatürel kaynaklar şunlardır: N.Çevik-I.P.Pédarros, “Fortifications et système défensif de Myra: Recherches 2009”, Anatolia Antiqua XVIII, 2010, 243-275 ve A. McNicoll – T. Winikoff, “A Hellenistic Fortress in Lycia -The Isian Tower?”, AjA 87-3, 1983 makalelerinden sıkça yararlanılmıştır. Ayrıca bknz. J. Borchhardt, Myra. Eine lykische Metropole in antiker und byzantinischer Zeit, IstForsch 30, (1975), 55vd, Abb.9; RE IX,2, 1997, “İsion”, 2083; H. Hellenkemper - F. Hild, Lykien und Pamphylien TIB 8, 2004, 573; F. Stark, Auf den Spuren Alexanders (1962), 180.
İlk kez Stadiasmus Maris Magni’de, “Lamyros nehrinden İsian olarak adlandırılan kuleye 60 stadiadır; İsian Kulesi’nden de Andriake’ye 60 stadiadır” diye anılır. Spratt burada anılan yerin Beymelek olduğunu belirtir. Bugünkü lagünün de İsion günlerinde bir koy olduğunu söyler. Müller’e göre, kalenin yapımcıları Mısır tanrılarına izafeten burayı “Tanrıça İsis’in yeri anlamında -‘İsion’” olarak adlandırmışlardır.
Myra savunma sisteminin bir parçası da olan İsion’un varlık nedeni Myra’nın savunulması, territorial toprak egemenliğinin korunması, yol ağının korunması, tarımsal üretimin ve üretim alanlarının korunması, ticaretin ve halkın korunmasıdır. Savunma sistemi ve yapılarıyla ilgili gelecek yıllarda yapılacak araştırmalar bu konuları daha çok aydınlatacaktır.
İsion kuleli çiftliği yaklaşık 26.00x16m ölçülerinde, doğu-batı yönünde uzayan dikdörtgen bir alana yapılanmıştır. Kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelere konumlandırılan iki kule de kare formludur. Ve 6.00x6.00m ölçülerindedir. Güneyindeki konut kalıntıları da 9m genişliğinde bir alana oturmaktadır. Doğu tarafı dışında çevresinde ana kayalara açılmış çok sayıda işlik görülmektedir. İsion’daki korunmalı çiftliğin mimari yapılanması teknik ve planlamada Helenistik kulelere çok iyi bir örnek sunmaktadır. Bosajlı bloklarla izodomik tarzda örülmüştür. D-B doğrultusunda uzanan kademeli ana dikdörtgen bir plana oturtulan kale, kuzey ortada ve batı sondaki birer kuleyle desteklenmiştir. Kuleler 3 katlıdır ve çoğunlukla korunmuş olarak günümüze ulaşmıştır. Kırma çatıyla örtülmüş olması gereken kulelerin arasında kalan geniş avlu 2. kata kadar yükselmektedir. Kalenin ana girişi güney taraftan, doğrudan avluyadır. Avlu tarafı üç katlı olduğu halde arazinin eğimi nedeniyle kulelerin 2. katına denk gelmektedir. Kulelerin içerisinde ahşap kat konstrüksiyonlarına ilişkin kiriş yuvaları ve konsollar gibi tüm izler gözlemlenebilmektedir. Her katta ışıklandırma pencereleri bulunmaktadır. Kalenin doğu yamacında başka yapıların duvarları görülür. Kalenin çevresinde, özellikle de batı yanında yoğunlaşan zeytinyağı işlikleri bulunur. En az 10 adedi görülebilen ana kayaya oyulu işlikler buradaki çiftlikte yüksek kapasitede bir zeytinyağı üretimi olduğunu kanıtlamaktadır. Kuzey kulesinin içinde ana kayaya oyulmuş olan büyük sarnıç da buradaki yaşamın ve üretimin örgütlenme modelinin açıklanmasında büyük katkı vermektedir. Kuzey taraftan gelen kanal bu sarnıca yüzey sularını yönlendirmek için yapılmıştır.
Kale ve çevresindeki mimari kalıntılar, buranın oldukça önemli, korunaklı bir çiftlik olduğunu, olasılıkla yakınındaki köy yerleşiminin korunaklı merkezini oluşturduğu ve Helenistik dönemde Myra antik kentinin doğu egemenlik sınırında bir uç kalesi olduğunu göstermektedir. Bizans dönemine ilişkin herhangi bir ize rastlanmayan yerleşimin Roma döneminde de kullanıldığı anlaşılmaktadır. Helenistik dönemde bu korunaklı kuleli konakların sahipleri olan zengin feodal beyler olasılıkla buradaki dar olanaklı ve kimsesiz kırsalda kalmıyorlardı. Myra’daki daha rahat evinde kalıyor ve buraya da bir kahya bıraktığı düşünülebilir. Roma döneminde de zaten bu tür kuleli çiftlikler çok az görülmektedir. Olanların da aynı durumda idare edilmiş olduğu düşünülebilir.
Beymelek adının kaynağı olduğu düşünülen Selçuklu Emiri Beğ Melik’in söz konusu olduğu Beylikler Dönemi’nde ise Türklerin burayı kullanıp kullanmadıkları belli değilse de yapıda herhangi bir onarım görülmemesi kullanılmamış olduğunu düşündürmektedir. Oysa Myra akropolünde Ortaçağ kullanımı izlenmektedir. İsion-Beymelek Kalesi ile ilgili bir rölöve ve restitüsyon projesi yaşama geçmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verdiği mali destekle kalenin geleceğe aktarılması mümkün olacaktır.
YUKARI BEYMELEK
Yukarı Beymelek hem antik yerleşim hem de geleneksel Türk yerleşimi dönemlerinden kalma kalıntılarıyla dikkati çekmektedir. Beymelek’deki asıl antik yerleşim kalesi Yukarı Beymelek’tedir. İsion ile bağlantılı görünmektedir. Eski Beymelek (Yukarı Beymelek) içinden geçen yolla ve devamındaki yaya yürüyüşle ulaşılabilmektedir.
Burada Beymelek’in erken Cumhuriyet yerleşiminden kalan geleneksel mimarlık eserlerinden kalanların da göz önüne alınması gerekir. Yukarı Beymelek’te yukarı çıkan toprak yol boyunca yerleşmiş olan yaklaşık 50 evden oluşmaktadır. Erken Cumhuriyet döneminde, önceden burada alaçık çadır gibi geçici konutlarda yaşayan Türkler bu yerel geleneksel yapıları inşa ederek yakın zamana kadar içlerinde yaşamışlardır.
RESTİTÜSYON VE RESTORASYON DEĞERLENDİRMELERİ
1. Kale, daha önce J. Borchhardt, A. McNicoll, T.Winikoff, N. Çevik ve İ. Pedarros, T. Marksteiner gibi bilimciler tarafından yayınlanmıştır. Ancak bu yayınlarda eksik ve hata bulunmaktadır: Yeniden detaylı bir araştırmaya ve yayına ihtiyaç duyulmaktadır.
2. İsion kalesinin restitüsyon çizimi için daha önce McNicol ve T. Winikoff tarafından yapılan öneri baz alınmalıdır. Bazı küçük olası hatalar varsa
da genellikle doğru bir restitüsyondur. Bunun için bknz. A. McNicoll – T. Winikoff, “A Hellenistic Fortress in Lycia -The Isian Tower?”, AjA 87-3, 1983.
3. Kale, Myra antik kentinin savunma sisteminin doğu üyesidir. Myra’ya bağlıdır.
4. Kale, korunmayı fazlasıyla hak eden çok özel bir plan ve işçiliğe sahip olduğu gibi bu tür yapılar arasında en iyi korunmuş olanlardan da biridir.
5. İsion kalıntıları, hem koruma hem de turizme yönelik olarak, Yukarı Beymelek antik yerleşimi ve özellikle Yukarı Beymelek Cumhuriyet dönemi geleneksel mimarlık örneğinin korunmuş olduğu otantik mahalleyle birlikte değerlendirilmelidir.
6. Müdahaleler kültürel ve doğal çevreye zarar vermeyecek biçimde gerçekleştirilmeli ve İsion kalesi tamamlanmaya değil olduğu gibi korunmaya çalışılmalıdır.
7. Kalenin öncelikli korunmasının ardından, çevresinde bulunan çok sayıda antik zeytinyağı işliğinin tamamı temizlenip ortaya çıkarılmalı ve bunların en iyisi restitüde edilerek ahşapla tekrar canlandırılabilir. Bu da İsion yerleşiminin tarımsal karakterini yansıtacağı gibi antik bir işliğin nasıl olduğu konusunda da önemli bir müzecilik deneyimi olacak ve İsion ziyaretlerini ve algısını güçlendirecektir.
8. Gerekli müdahaleler yapıldığında öncelikle koruma olmak üzere bölge kültürüne, bilimine ve turizmine önemli katkıları olacaktır.
9. Beymelek’te en önemli ziyaret unsuru Yukarı Beymelek geleneksel mimarlık örneklerinin bulunduğu mahalledir. Beymelek projesi tümünü içeren bir bütünlük içerisinde tasarlanmalıdır.
ÖNERİLER
Öneriler 2 seçenekte biçimlendirilebilir: a) Tümcül müdahale b) Acil/basit önlemler. Bunlardan birincisi alan koşulları ve mali koşullar nedeniyle olanaklı görünmemektedir. İkincisi hızlı ve az maliyetli olarak hemen hayata geçirilebilir: 2. öneri ile ilgili bazı başlıklar şöyle sıralanabilir:
1. Kaleye bir araç yolu açmak doğaya zarar verecektir. Bir yol açılmamalıdır. KD’sundaki seralara kadar bir yol zaten gelmektedir. Bu yoldan 5 dakikalık yürüyüşle de kaleye varılmaktadır. Dolayısıyla ulaşım sorunu yoktur. Ve kısa yürüyüş mesafesi çok büyük bir maliyeti olacak ve doğayı fazlasıyla bozacak olan bir yolu gereksiz kılmaktadır.
2. Bu durum kalenin restorasyonunda yada konservasyonunda gereken iş makinelerinin alana ulaşma sorunu açısından büyük bir handikaptır. Yani burada gereken yol açımı aslında turizm için değil ama sadece işin yürüyebilmesi için bir gereklilik olabilir. Bu tartışılmalıdır. Eğer yol yapılmadan üç ayaklarla-calaskarlarla başarılabilinirse yol açılmamalıdır.
3. Ulaşım için şimdiki yoldan kuleye giden sevimli doğal patika ıslah edilmelidir.
4. Kalenin içi ve çevresi bitki ve molozlardan dikkatlice arındırılmalıdır. Doğu ve güneyden rahatlıkla görünen kale bu temizlikle daha açık görünecektir.
5. Yapıdan düşen bloklar yakında bir düzlüğe taşınmalı ve avlu ile yapının içi ve dışı temizlenmelidir. Bu kazı/temizlik işi konservasyon yada restorasyon işlerinden önce yapılacak olan öncelikli ilk işlerden biridir.
6. Blok ve moloz temizliğinde çıkacak olan taşlardan yeri bilinen ve uygun olan bloklar yerine yerleştirilmelidir.
7. Kalenin ışıklandırılması hem yerel/görsel nitelikleşme, hem koruma hem de turizm açısından çok yararlı olacak ve Beymelek sembolik bir resim kazanacaktır.
8. Kalenin yanına içerikli bir bilgilendirme levhası (Türkçe-İngilizce) ve Beymelek girişinden itibaren de yönlendirme levhaları konulmalıdır. Ana yoldaki levha kalenin anıtsal resmini barındırırsa yoldan geçenlerin ziyareti daha çok sağlanabilir.
9. Kalenin yanlarındaki kayalıklarda –doğaya çok müdahale etmeden- bazı seyirlikler oluşturulursa hem kaleye hem de şahane Beymelek Denizine bakış çok cazip hale gelecektir.
10. Kalenin çevresinin temizlenmesiyle, özellikle doğu kesimdeki kale dışı mekanların açılması yanında, ana kayaya oyulu çok sayıdaki şarap işliği (üzüm presleri) de ortaya çıkacak ve kale çevre dokusuyla birlikte daha çok anlam kazanacaktır.
11. Kalenin birçok yerinde, özellikle kuzey kulesinde çok ciddi ayrılmalar bulunmaktadır. Bu zayıf noktalar tespit edilip lokal müdahaleler yapılırsa yapının ömrü uzayacaktır.
12. Kalenin korunması için restorasyon değil konsolidasyon gereklidir: Yapının korunması yapılabilecek en iyi şey bugünkü haliyle dondurmak –korumaktır.
13. Bu işlemler duvar (bloktaş) destekleri, vidalı çelik atkılar, çelik yatay ve dikey gergiler, harç enjeksiyonları, blok boşluklarının doldurulması ve metal kenetlemelerden ibaret görünmektedir.
14. Tek sorun yapıya vinç yanaşmadan bazı kesimlere müdahale etmenin olanaksızlığıdır.
15. Tüm bu önerilerin gerçekleşmesinden sonra da ve aslında bugünden itibaren de defineci ve vandalların tahribatından yapı korunmalıdır. Çünkü yapının içinde ve çevresinde pek çok defineci tahribatı tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.
BEYMELEK - İSİON KALESİRÖLÖVE VE RESTİTÜSYON PROJESİ
ARKEOLOJİ RAPORU
Prof. Dr. Nevzat Çevik
Öğr. Gör. Süleyman Bulut
















